Türk-Rus İlişkileri


Türkiye ve Rusların çekişmesi yüzyıllardır devam etmekte olan bir mücadeledir aslında. Osmanlı tarihinden hatırlayacağımız sıcak sulara inme rüyası Ruslar ile aramızda hep bir çekişme, hep bir mücadeleyi gerekli kıldı. Çünkü onların sıcak sulara inmesi hep bizim çekilmemiz veya taviz vermemiz manasına geliyordu.
Son yıllarda ise Ortadoğu, Akdeniz ve Türk Devletlerinin bulunduğu Avrasya bölgesinde yaşanan gelişmeler bu mücadeleyi daha da kızıştırmıştır. Türkiye’nin Ortadoğu ve Avrasya’da lider potansiyeliyle sahaya çıkması ve Akdeniz’de ortaya çıkan doğalgaz savaşı bu mücadelenin farklı sebepleri. Ancak sonuç hep aynı; gerginlik.
Mücadeleyi ve bu mücadele sonucu ortaya çıkan refleksleri anlamak için meseleleri tek tek incelemek ve geniş bir perspektiften olaya bakmak gerekir.
Tek kutuplu dünya sisteminde -Rusya bunu çok kutuplu hale getirmek için çabalamaktadır- Türkiye’nin muazzam bir denge siyasetiyle hareket etmesi gerekmektedir. Zira Türkiye’nin etrafı bir hayli karmaşık bir yangın çemberi ile çevrilmiş haldedir.
Suriye’de yaşanan olayları, Azeri-Ermeni gerginliğini, güneyimizde yaşanan doğalgaz savaşını Ruslardan bağımsız olarak düşünmek gerçek manasıyla bir gaflet olacaktır.
Denge siyaseti, denge politikası nedir bunu biraz açalım; Osmanlı’nın son 150 yılında çokça şahit olduğumuz, günün şartlarına göre güçlü devletlerden birinin tarafını tutma, duruma göre saf değiştirme politikasıdır. Aslında taraf tutmak ve saf değiştirmekten ziyade güçlü devletlerin zaaflarını kullanarak kendi çıkarlarınızı koruma, nabza göre şerbet verme durumudur.
Peki Türkiye’nin Ruslara karşı korumaya yada kazanmaya çalıştığı çıkarlar neler?

*Türkiye’nin Avrasya’daki Türk devletleri ile yakınlaşma çabası
Avrasya hiç şüphesiz sayısız millete ve medeniyete tarih boyunca çokça kez ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Ancak Avrasya denince akla ilk olarak birbirleriyle devamlı mücadele içinde olan Türkler ve Ruslar gelmektedir. Bu mücadele ve etkileşim 1300 yıldır devam etmektedir. Osmanlı’nın duraklama ve çöküşü ardından Rusya’nın giderek bölgede güçlenmesi ve bölgedeki Türk devletlerini kontrol altına alma çalışmaları, özellikle Sovyet Rusya döneminde, öne çıkmış ve bölge kaderini doğal olarak etkilemiştir. Son dönem itibariyle ise Azerbaycan-Ermenistan geriliminde Türkiye ve Rusya’nın uyuşamaması, Rusya’nın Türk devletlerinden çıkan ve aktarılan doğalgaza alternatif üretme çabası bölgede devamlı çeşitli stratejik hamleleri gerekli kılmaktadır.
Bu bağlamda ülkelerin birbirlerine karşı güvensizliğini tetikleyen sebepler olarak PKK terör örgütüne destek meselesi ve Rusya’nın Çeçenistan sorunu başta gelmektedir. Ülkelerin belli durumlarda bu yumuşak karınları kullanma ihtimali her iki ülkeyi de güvensizliğe sürüklemektedir.
Bu yüzdendir ki 2000’li yıllardan bu yana Rusya-Türkiye ilişkileri diyalog içerisinde ancak çok değişken bir rota izlemektedir. Yani Türkiye ve Rusya’nın çıkar alanları devamlı olarak çakışmaktadır. Örnek vermek gerekirse 2007 ve 2008 yılları sırasıyla Türkiye de “Rus Yılı”, Rusya da ise “Türk Yılı” olarak kutlanmıştır. Bu bir yakınlaşma çabası olarak kabul edilebilir. Ancak yine devamlı olamamıştır. Son dönemde şahit olduğumuz gerginlik bunu ortaya koymaktadır.
Özellikle enerji alanında olmak üzere meyve-sebze alım satımı gibi alanlarda kontrollü bir işbirliği devam ediyor olsa da, bu kontrollü işbirliği Rusya tarafından “kontrollü gerginlik”  olarak sahaya yansıtılmaktadır. Çünkü bu durum Rusya’nın çıkarlarına hizmet etmektedir. Tabi ne kadar başarılı veya başarısız bir uygulama olur onu zaman gösterecektir.
Kontrollü gerginlik durumu şuan Rusya’nın hinterlandında bulunan Avrasya devletlerindeki pazarları bu gerginlikten faydalanarak Türkiye piyasalarından Rusya korkusu ile geri çektirmekte böylelikle Rusya pazar hacmini korumaktadır.
Sözün kısası Avrasya her iki ülke içinde pazar, hammadde, yeraltı kaynağı ve güvence demektir. Amerika ile Avrupa ile dolaylı köprüler demektir. Bölgedeki her ülke de birer piyon demektir ve bu bölgede piyonunu kaybeden, kendi ülkesinde şahını kaybetmeye bir adım daha yaklaşır. Avrasya’daki Türk devletlerinin önemi bu açıdan çok büyüktür.

*Güney Akdeniz gazından Türkiye’nin de pay almaya çalışması
Son yıllarda Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz rezervleri ve bunların büyüklüğü Akdeniz çevresinde bulunan tüm ülkeleri ve dolaylı yoldan da doğalgaz ithal ve ihraç eden birçok ülkeyi etkilemektedir. Özellikle İsrail’in kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra ihraç da edebileceği hatırı sayılır bir miktarda rezerve sahip olması ve bunu Türkiye üzerinde Avrupa’ya satma amaçlarıyla görüşmeler yapılması doğal olarak Türkiye’yi kilit bir duruma taşımaktadır. Türkiye’nin bu gazdan pay alması zor görünse de geçiş noktasında yer alması Türkiye’nin elini güçlendiren bir durum haline gelmektedir.
Tabi ki Türkiye’nin işine gelen bu durum Rusya’yı rahatsız etmektedir. Çünkü öyle yada böyle Avrupa şuanda doğalgaz yönünden Rusya’ya bel bağlamış haldedir ve bu alanda Türkiye’nin Rusya’ya alternatif oluşturması durumu Rusya’yı oldukça rahatsız edecektir.
Rusya’nın yurtdışına doğalgaz ihraç ederek ekonomisini ayakta tuttuğunu varsayarsak böyle bir tablo Rusya için bir hayli can sıkıcıdır. Bölgede ortaya çıkacak bir alternatif Rusya için yıkıcı sonuçlar ortaya çıkartacaktır.
Birde Doğu Akdeniz gazını arz fazlası ortaya çıkarması yönünden incelersek doğalgaz fiyatlarının düşeceğini bununda doğalgaz ihracatçısı bir takım ülkeleri çok kötü etkileyeceği malumdur. Ancak Doğu Akdeniz’deki birçok ülkede şuan istikrarsızlık hakim olduğundan Doğu Akdeniz’deki gazın geleceğini belirlemek oldukça güç hale gelmektedir. Öyle ise duruma Rusya açısından bakan biri bölgedeki kaos ve istikrarsızlık sürecinin devam etmesinin Rusya’ya çok büyük fayda sağladığını rahatlıkla görecektir. Bu şekilde düşünüldüğünde Rusya’nın Suriye’de niye yer aldığı gayet kolay bir şekilde anlaşılacaktır.
İsrail ve Türkiye arasında yapılabilecek bir anlaşma ihtimaline karşı bu iki ülkenin arasındaki toprak parçasının terör örgütlerinin ve savaşın yuvası haline gelmesi bu anlaşmayı aksatacak ve Rusya buradan kazançlı çıkacaktır. Rusya ve Türkiye arasındaki gerginliğin bir kilit noktası da hiç şüphesiz burasıdır.

*Türkiye’nin Ortadoğu da lider olma, dolayısıyla bölgesel bir güç olma çabası
Tüm diğer gerilim sebeplerinin arasında bir diğer sebep ise Türkiye’nin Ortadoğu’da lider olma çabasıdır. Ortadoğu gibi önemi büyük bir bölgede lider potansiyeliyle ileriye atılmak demek dünya ülkelerinin bir çoğunun odağı haline gelmeniz anlamına gelmektedir.
Bunun doğal bir sonucu olarak pazarları kontrol etmek elinizde olacak bölgedeki ve bölgeye komşu olan diğer ülkelerin kaderleri de sizin hamlelerinizle şekil bulacaktır. Yazımızın başında da söylendiği üzere tek kutuplu sistemi kabullenmek istemeyen Rusya bölgede başına bir bela daha doğmasını doğal olarak istemeyecektir.
Bu da Türkiye’yi doğrudan Rusya’nın hedefi haline getirmektedir. Bölgede Türkiye’nin atacağı her adım dolaylı yada doğrudan Rusya’yı ilgilendirir hale gelmekte, doğal olarak Türkiye çevresinde ve yaşanan her duruma da Rusya doğrudan yada dolaylı olarak müdahil olmaktadır. Suriye’de yaşananlar, PKK meselesi, IŞİD sorunu, Azerbaycan ile olan ilişkiler, Irak ile olan ilişkiler bu bağlamda Rusya’nın yakın takibindedir. Rusya politikalarına göre bu yumuşak karınları kullanmakta, zaman zaman Türkiye’ye gözdağı verme çabasına girmektedir.
Son söz; Türkiye ile Rusya’nın etkileşimi yüzyıllardır sürmektedir. Günümüzde gergin bir ortamda süren bu etkileşimin geçmişi kadar uzun bir süre daha süreceği ortadır. Ancak son yıllarda artan çekişme ve gerilimin tırmanması ya taviz veya tavizler çevresinde bir anlaşmaya yani ittifak durumuna yada savaş haline sürükleyecektir.
Böyle bir ortamda adımlar sağlam ve dikkatli atılmalıdır. Zira bölgedeki siyasi alan adeta mayın tarlasıdır.








Kaynakça

·         Gözler, M.Ziya, (2014, 17 Aralık) Doğu Akdeniz’de Paylaşılamayan Kaynaklar (http://www.21yyte.org/tr/arastirma/enerji-ve-enerji-guvenligi-arastirmalari-merkezi/2014/12/17/7927/dogu-akdenizde-paylasilamayan-kaynaklar)

·         İmanbeyli, Vügar. (2015, Aralık) “Uçak Krizi” ve Türkiye-Rusya İlişkileri, SETA Perpektif,  Sayı:119

·         Yılmaz, M. Ercan. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Rus İlişkileri, Akademik Fener, Sayfa 28-41

·         Halide Ö. Ve Kerim H. (2013, Temmuz) Türkiye-Rusya İlişkileri Rekabetten Çok Yönlü İşbirliğine, Ankara:USAK

İnternet Kaynakları:

·